Kekemelik Terapisinde Önerilen Yanıltıcı Uygulamalar

Kekemelik, sadece bir konuşma engeli değildir.  Kekeme olmak, kişiye farklı bir sosyal ve ekonomik dezavantaj oluşturur. Kekemelik bir iletişim bozukluğu olmasına rağmen, soruna eşlik eden duygusal bir yönü vardır. Kekemeliğin doğal yapısı, bireyin duygusal düzenini bozabilir. Kekeme bireyler, özellikle kekeme çocuklar, hayal kırıklığı, utanma ve kızgınlık hissedebilirler.

Akçamete ve Baydıkın aktardığına göre “Kekeme bireyin sözel iletişimde olumsuz deneyimler yaşaması, konuşmanın zor olduğuna, kendi konuşmasının yetersizliğine, diğer insanların konuşmasını olumsuz olarak değerlendirdiklerine inanmasına, konuşmaya ilişkin endişe hissetmesine, bazı kelime ve konuşma durumlarından korkmasına yol açmaktadır Tüm bunlara sözel iletişime ilişkin olumsuz davranışlar da katılmaktadır. Kekeme birey korktuğu kelime ve durumlardan kaçmak için çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Olumsuz sözel iletişim tutumlarına sahip kekeme birey sözel iletişim gerektiren ortamlardan uzak durmaya çalışmakta ya da sözel iletişimi tümden bırakabilmektedir. “

Kekemelik terapileri, akıcılığı sağlayarak, kekemeliğin verdiği sosyal ve ekonomik dezavantajı ve kişide ortaya çıkan olumsuz tutumları da ortadan kaldırmayı hedeflemelidir. Bu amaçla da Kekemelikte kullanılan kanıta dayalı terapi uygulamalar (denenmiş ve olumlu sonuçları olan) vardır. Bunlar:

Kekemelik Modifkasyonu (Stuttering Modification) tekniğinde hedef, kekeme bireyleri oldukça rahatsız eden blokları daha kolay olan tekrarlamaya veya uzatmaya dönüştürüp invivo çalışmalarıyla hayatın içinde kullandırarak duyarsızlaştırmaktır. Burada ulaşılmak istenen, kekemeliği kabullenerek olumsuz duygulardan kurtulmak ve akıcılığı arttırmaktır. Ve yapılan çalışmalar etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir.

Kekemelikte kullanılan bir diğer yöntem ise Akıcılık Şekillendirme (Fluency shaping) yöntemidir. Bu yöntemde de hedef, kekemeliği kontrol altına almaktır. Doğru nefes, yumuşak başlama ve yavaş konuşma, süreç içinde öğretilerek kekemelik kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Yapılan çalışmalar bu yönteminde başarı oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Kendi yaptığım çalışmamda da bu yöntemle yaptığım kekeme bireylerin yaklaşık %90’nında kekemelik kontrol altına alınmıştır. Bu çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

Lidcombe ve Palin PCI yöntemleride erken dönemde kekemliği önleyerek olumsuz duyguların ortaya çıkmasına engel olmaya katkı sağlar.

Yukardaki bahsedilen yöntemlerin tamamı bilimsel temeli olan ve kanıtlarıyla başarısını ortaya koyan, bunun yanında tüm dünyada kabul gören ve konuşma terapistleri tarafından uygulanan yöntemlerdir.

Yazımıza konu olan (Kekemelik terapisiymiş gibi sunulan) uygulamalar, Konuşma terapisti eksikliğinden faydalanarak, birilerinin herhangi bir anda aklına gelen, kekeme bireyin akıcılığı anlık olarak arttıran ama olumsuz duygulara neden olan çevresel dikkatleri ortadan kaldırmayan ya da genel olarak gerginliği ortadan kaldıran ama kekemeliğe doğrudan katkısı olmayan uygulamalardır. Bilimsel temeli yoktur. Dolayısıyla başarılı olduğunun kanıtı da yoktur. Ama maalesef yardım arayan kekeme bireylerin veya ailelerinin karşısına ilk çıkan uygulamalar olarak gözükmektedir. Bunlar:

Nefes Egzersizi: Tüm terapi nefes egzersizi üzerine kurulmuştur. Kekeme bir danışanımın elinde görerek okuduğum ve bir çok kekeme bireyinde birbirlerine önerdiği bir kitapta nefes konusunda kekemelerin üç hata yaptığını ileri sürer. Birincisinde kekemelerin nefeslerini alıp tuttuklarını ve tutarak konuşmaya çalıştıklarını ileri sürer. Diyafram nefesinin ses tellerine yapılan baskıyı azalttığını ve bloğu kaldırmayı sağladığını iddia eder. Halbuki bu bahsedilen, doğrudan, kekeme bireylerin çoğunda olan “blok” şeklinde takılmadır. Bunu kekeme bireyler tercih etmezler ya da hata olarak yapmazlar. Kekemeliğin doğasında olan bir durumdur ve kekemelik yaşayan biri bunu doğal şekilde kontrol edemez.

Diğer iki hatayı da, kekeme bireylerin akciğerlerindeki nefesi boşalttıktan sonra konuşmaya başlama ve nefes alırken konuşmaya çalışma olarak belirtmektedirler. Evet, kekeme bireyler böyle hatalar yapmaktadırlar. Bu hatalar, kekeme bireylerin kekemelikten kurtulma davranışları olarak karşımıza çıkarlar. Bu durum akıcılık şekillendirmede ciddiye alınır ve tüm terapi boyunca doğru nefes teknikleriyle ve kontrollü konuşmanın öğretilmesiyle düzeltilir.

İşin aslı doğru nefes alma, derin nefes alma ya da diyafram nefesi insanlar üzerinde rahatlamayı sağlayan (Stres Yönetme, heyecan azaltma ve korkuyu yenme için) uygulama olarak önerilmektedir. Sonuç olarak Doğru nefes, diyafram nefesi ve nefesi doğru kullanma kekemelik terapisi içinde önemlidir. Ama kekemelik terapisinin kendisi olamaz, olmamalıdır. Daha detaylı bilgi için buraya basın

Bağıra bağıra kitap okumak: Sesli kitap okumak, akıcı konuşma konusunda kekeme bireye büyük faydalar sağlayacaktır. Sesli okuma, okuma hızını düşürmektedir. Sesli kitap okurken, dikkati dağıtan şeyleri bir kenara bırakıp eldeki göreve odaklanmak daha kolay olacaktır. Sesli okuma çalışmasıyla kekemelik terapisinde kullanılan akıcılık şekillendirme yöntemindeki kontrollü konuşmanın kurallarına odaklanmakta daha kolay olmaktadır. Bu yüzden de akıcılık şekillendirme yönteminde kontrollü okuyarak terapiye başlarız ama bağırarak okutmayız. Ayrıca kekemelik terapisinde sesli okuma bir süre devam eder. Sonrasında konuşmada kontrolü sağlamaya çalışırız. Salt okuyarak terapi yürütülmez. Ayrıca bağırarak okuma terapinin hiçbir sürecinde yoktur.

Heceleyerek konuşma: (Bu-gün-o-ku-la-git-me-dim), Kekeme bireye söylemek istediği her şeyi heceleyerek söylemesini öğretmeyi amaçlar. Konuşmanın doğasına aykırıdır ve uygulaması çok zordur. Konuşurken tüm kelimeleri hecelemek, bütün odağı hecelemeye yöneltmek zorunda bıraktığı için konuşmanın kognitif (bilişsel) süreceni olumsuz etkiler. Buda konuşmanın ilerleyen zamanında kekeme bireyin söylemek istediğini unutmasına neden olacaktır ve/veya anlatmak istediğini karşılayan kelimeleri zihninden bulup çıkarmakta zorlanacaktır. Heceleyerek konuşma blokları engelliyor gibi gözükebilir. Ama doğal bir konuşma şekli olmadığı için, heceleyen birey derdini anlatmak için kısa cümleler kullanmak zorunda kalacak ve konuşmasının akıcılığı fazlasıyla bozulacaktır.

Konuşurken elle veya kalem gibi nesnelerle tempo tutma: Kekeme bireylerin konuşurken, dikkat dağıtmayacak düzeyde ve şekilde eşlik eden seslerle daha akıcı konuştukları doğrudur. Bundan dolayı da bir mikrofon ve kulaklık yardımıyla, kekeme bireyin kendi sesini, anlık gecikmeyle kendi kulağına aktarılarak kekemeliği yenmeye çalışan bir yöntem vardır. Bu yöntemle ilgili yeterli çalışma olmadığı için etkili olup olmadığı hakkında bilgimiz yoktur. Bunun yanında akıcılık şekillendirme yönteminde ilk hafta çalışması bir aile üyesiyle yapılır ve verilen ödevin koro şeklinde okunması istenir. Burada hedef ilk çalışmayı kolaylaştırmak ve danışanı motive etmektir. İkinci haftadan itibaren bu uygulama yapılmaz.

Ayrıca biz insanlar, konuşurken, Jest ve mimikleri kullanarak duygu ve düşüncelerimizi daha inandırıcı bir biçimde anlatabildiğimiz için daha rahat konuşuruz. Tempo tutarak konuşma esnasında kişi elini sürekli tempo tutmak için kullandığından, konuşmasına jestleri ekleyemeyecektir. Bunun yanında hem tempo tutmak hem konuşmaya devam etmek, kekeme bireyin odaklanmasını da zorlaştıracaktır. Ayrıca çevredeki dinleyicilerin dikkati de kişinin eline kaydığı için istenmeyen ilgiyi de üzerine çekecektir. Sonuç olarak tempo tutarak konuşma, olumsuz duygu oluşturan bir konuşma şeklini yine olumsuz duygu oluşturacak başka bir konuşma şekliyle değiştirmekten öteye gitmeyecektir.

Burada bahsi geçen, kekemeliği yenmeye yönelik tekniklerin bilimsel hiç bir temeli yoktur. Tamamen kekemelikle ilgisi olmayan birilerinin akıl yürütmesiyle ortaya atılan ve geçerliliği olmayan tekniklerdir. Hiç bir konuşma terapisti yukardaki uygulamaları önermez.

Kekemelik terapisi için doğru uzman ve doğru yöntemi bulmak çok önemlidir.  Kekemeliğin yaşattığı olumsuz duyguların yanına, kekemeliği yenme çabasında yaşanan (başarısızlığı baştan belli olan ya da başarısızlık oranı yüksek yöntemlerin yarattığı) olumsuz duyguları eklememek gerekir. Bu yüzdende yardım alacağınız yegâne meslek grubu Dil ve Konuşma Terapistleri olmalıdır…





         Savaş Çelik

Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir