Gecikmiş Dil ve Konuşma Belirtileri ve Uygulanan Terapi Yöntemleri

Çeşitli hastalık ve bozukluklar dil gelişiminde gecikmeye veya atipik dil gelişimine neden olabilir. Bunlar arasında zeka geriliği, yarık damak, beyin hasarları, otizm, işitme engeli,  serapral palsi, kafa travması, ve nörodejeneratif (Alzheimer, Parkinson vb.) hastalıklar gibi çeşitli nörolojik hastalıklar yer alır. Ama tüm bunların yokluğunda, yani neden olan özel bir hastalık ya da bozukluk yahut gösterilebilir bir beyin lezyonu olmaksızın da dil ve konuşma e sorunları yaşanabilir (Korkmaz 2010). Gecikmiş dil ve konuşmaya sebep olan bir diğer faktör ise Televizyon, bilgisayar, internet, playstation vb. teknolojilerin, dil edinim çağındaki çocukların, yoğun bir şekilde maruz kalmasıdır. Bu duruma maruz kalarak yetişen çocuklar, gerek kendi yaşıtları gerekse aile içi iletişimin azalmasına bağlı olarak giderek daha geç konuşmaya başlamaktadırlar (Kayıran ve ark. 2015).

Çocuklarda Gecikmiş dil ve konuşma oldukça yaygındır. Yüzde 1-2 si ağır olmak üzere 5 yaş ve öncesi çocuklarda yüzde 5-20 oranında çeşitli konuşma ve dil sorunları görülür. Bu çocukların bir kısmında sadece konuşma bozukluğu, bir kısmında sadece gecikmiş dil sorunu, bir kısmında da karışık olarak hem dil hem de konuşma sorunu vardır (Korkmaz 2010).

Dil; insan ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası olan iletişim ortamlarında, dışa aktarılmak istenen zihinsel içerikli mesajlar üretmeyi ve diğer insanların aktardığı mesajların içeriğini anlamayı sağlayan bir sistemdir (Torun 2018). Dil gelişimi sürecinde dil yeterliliği için beş tür bilgiye ihtiyaç vardır. Bunlar ses bilgisi (Fonoloji), morfoloji (biçim bilgisi), söz dizimi (Sentaks), anlam bilgisi (semantik) ve kullanmadır (pragmatik). Bütün bebekler dil gelişmesi zincirinde ses birimi, morfem, söz dizimi ve anlam bilgisi halkalarına geçişte aynı sırayı izlerler. Dil gelişimi süreci, ortalama doğumdan sonraki ilk üç ayda ses birimi, 3-9. aylar arasında biçim, 9-18. aylar arasında söz dizimi, 18-36. aylarda ise anlam bilgisi seviyesinde dil edinimi sağlanır (Keklik 2006). Bir çocuk eğer başkalarının söylediklerini anlamakta (alıcı dil) veya duygularını, düşüncelerini yeterli düzeyde sözel olarak aktarmakta (ifade edici dil) güçlük yaşıyorsa o zaman bu bir dil bozukluğudur (Dilkom). Yani Gecikmiş dil ve Konuşma, dil edinim ve üretim süreçlerinde yaşanan gecikmeyi ifade eder.

Konuşma ise dil sisteminin ürettiği içeriği dışa aktarmak için kullanılan yollardan birisidir. Eğer bir çocuk konuşma seslerini doğru veya akıcı bir şekilde üretmekte zorluk yaşıyorsa o zaman bu bir konuşma bozukluğudur (Konuşma Sesi Bozuklukları, Kekemelik gibi). 

Konuşma sesi, bireyin konuşmada yer alan organlarının ardışık, uyumlu hareketleriyle belirli bir dile ait konuşma seslerini (a,b,c….) doğru telaffuz etme becerisidir. Konuşma seslerini üretememek ve ya yanlış üretmek Konuşma sesi bozukluğudur. Konuşma düzeneği; Larensk (gırtlak), Farenks (yutak), yumuşak damak, dil, dişler, dudaklar, ağız ve geniz boşluklarından oluşmaktadır.  Akciğerlerden dışarıya doğru itilen havanın ses tellerini titreştirmesi ile oluşan sesin yukardaki organ ve boşlukların koordineli kullanılmasıyla o dile ait sesler (fonem) oluşturulur. Konuşma sesi Bozuklukları, belirli bir bozukluğa bağlı (Disleksi, Apraksi, CP, Zihin Eng, Otizm, İşitme Eng vb.) olabildiği gibi, herhangi bir nedene bağlı olmaksızın da görülebilmektedir.

Gecikmiş Konuşmanın Temel Belirtileri Nelerdir? Ne zaman konuşma terapistine yönlendirilmelidir?

Dil gelişim aşamasında dil ve konuşma değerlendirmesi gerektiren bazı işaretlere dikkat etmek gerekir.

Gecikmiş konuşmanın bazı belirtileri;

*Dokuz aylık bebeklerde babıldama olmaması, sessiz harflerin kısıtlı kullanılması ve ağırlıklı olarak sesli harfler ile babıldamanın gerçekleşmesi bir risk faktörüdür.

*On iki aylık bebeklerde işaret etme ve jestlerin görülmemesi de Gecikmiş konuşmaya işarettir.

*On beş aylıkken en az üç kelimenin olmaması ve ebeveyn sorduğunda 5-10 nesneye veya kişiye bakılmaması da bir risk faktörüdür. On sekiz aylıkken “anne”, “baba” ve başka isimler kullanılmıyorsa ve basit yönergeler yerine getirmiyorsa Gecikmiş konuşma olabilir.

*İki (24 aylık) yaşındaki bir çocuğun en az 25 kelimesi yok ise, beden dili ile kurduğu iletişime sesi ile eşlik etmiyorsa ve istek üzerine resimlere veya vücut kısımlarına işaret etmiyorsa bir dil ve konuşma terapistinin görüşüne başvurulmalıdır.

*Üç yaşındayken en az 50-60* kelime kullanmıyor, isteklerini isimleri ile ifade etmiyor, sorulara yanıt olarak birkaç sözcükten oluşan kalıpları tekrarlıyor (ekolali), edat ve yüklemleri anlamıyor ve iki kademeli yönergeleri yerine getiremiyorsa, herhangi bir yaşta kazanımlar kaybediliyor ve geriye gidiş gözleniyorsa Çocuk Gecikmiş Konuşma sorunu yaşıyordur ve  zaman geçirmeden dil ve konuşma terapistine yönlendirilmelidir (Kayıran ark. 2015)

Gecikmiş konuşma gözlendiğinde kendiliğinden geçmesini beklemek erken müdahalenin katkılarını önleyebilir. Gecikmiş dil ve konuşma sorunu yaşayan çocuklar okul çağında da bağlı bazı sorunlar yaşama riskine sahiptir. Araştırmalar iki–beş yaş arası Gecikmiş dil ve konuşma bozukluğu yaşayan çocukların okul çağında okuma ile ilgili zorluklarla karşılaştıklarını göstermektedir. Özellikle ailede Gecikmiş konuşma öyküsü olanlar, hem algıda hem ifadede gecikmesi olanlar ile jest ve mimikleri sınırlı veya hiç kullanmayan çocuklar ileride olası dil bozuklukları için (okuma, yazma, işitsel algı ve sözel ifade) risk altındadır. (Kayıran ark. 2015)

Gecikmiş Konuşmada uygulanan Terapiler:

Terapist Merkezli Yaklaşımlar

Çocuk Merkezli Yaklaşımlar

Terapist Merkezli: Katı bir şekilde yapılandırılmış, uygulayıcı merkezli, somut pekiştirçelerin kullanıldığı davranışçı yaklaşımı temel alan ve alanda en yaygın kullanılan yöntemlerdir. Bunlar,

Alıştırma(Drill): Konuşamayan çocukların terapisinde Kategori seçimi, terapinin nerden başlayıp nerde biteceği, kullanılacak araçları, süresi, çocuktan beklenenler  ve pekiştireçleri önceden terapist tarafından belirlenir. Tekrarlı şekilde hedef kelimeleri ya da cümleleri taklit ettirme söz konusudur. Örneğin, Hayvanlar kategorisinden resimli kartlar seçilerek, terapistin söylediklerini çocuğun tekrar etmesi üzerine terapi uygulanır.

Alıştırma oyunu (Drill Play): Alıştırmadan farkı araçları ve pekiştireçleri çocuğun seçtiği yöntemdir. Örneğin; kitap boyama aktivitesine başlarken çocuğa istediği bir sayfayı boyama için seçme şansı verilir, o sayfadaki nesne sunulur. Sonrasında hedef kelime ya da cümle ortaya çıkınca pekiştireç olarak o sayfadaki hedef nesneyi boyamaya izin verilir.

Modelleme (Modelling): Konuşamayan çocukların terapisinde diğer iki yönteme alternatif olarak sunulmuştur. Sosyal öğrenme teorisinden destek alır ve üçüncü bir kişiyi model olarak terapiye dahil eder. Terapistle üçüncü kişi terapi sürecin oynar ve çocuk izler. Sonra çocuktan aynısını yapması beklenir. Amaç çocuğun taklit etmesi değil modelin sunduklarından bir örüntü bulup kavraması beklenir.

Çocuk Merkezli: Oyun ya da çocuğun sevdiği etkinlikler üzerine kurulmuş, ağırlıklı olarak terapiyi çocuğun yönlendirdiği yöntemlerdir.

Doğal Dil Öğretim Yöntemleri (Milieu Teaching,Eteçom/Edep, FloorTime vb): Konuşamayan çocukların terapisinde bu yöntem, çocuk tarafından yalnızca bir “oyun” olarak anlaşılır ve terapiyi çocuk yönlendirir. Terapist bir oyunu hedef kelime ya da cümlelerin azami düzeyde çıkabileceği şekilde oluşturur. Terapistin yapacağı şey etkinliği yönlendirmek değil yalnızca çocuğu izlemek ve ilgisine yönelmek, yaptığını yapmak, yaptığı hakkında konuşmaktır. Burda önemli olan Çocuk terapiste değil terapistin çocuğa tepki vermesi, Çocukla uygun göz kontağı ve oturma pozisyonunda olma, Ortak ilgiyi sağlayacak oyunlar seçme, Jest & mimikle ve çocuğa uygun tonlama/seslerle destekleme, İlgisini çekecek yaşına uygun etkinlik/oyun seçimidir. Hikaye okuma, masa üzerinde ya da halı üzerinde hayali ve/veya kurallı oyun etkinlikleri şeklinde uygulanır.

Bütünsel Dil Yaklaşımı: Konuşamayan çocukların terapisinde Çocuk merkezli yaklaşımların yanı sıra diğer yöntemlerinde kullanılmasıdır. Resimli kartlarla terapiye başlanıp, hikaye etkinlikler ve oyunlarla süren yaklaşımdır.

Konuşamayan çocukların terapisinde genelde, zeka düzeyi düştükçe Klinesyen merkezli; zeka düzeyi yükseldikçe Çocuk merkezli yaklaşımlar ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Klinisyen merkezli yaklaşımlar hedefi daha kolay ortaya çıkarır fakat günlük hayatta kullanılmasını sağlamada sorun yaşar. Çocuk merkezli yaklaşımlarda terapi süreci günlük hayatın bir parçasıdır ya da taklididir. O yüzden genelleme sorunu yoktur. Çocuk öğrendiklerini günlük hayatta kullanmaya daha kolay geçer.

Oral Motor (dil, dudak ve çene) egzersizlerinin Gecikmiş konuşmada uygulanması:

Dil, dudak ve çene kaslarının zayıf olması dil edinimini etkileyen bir durum değildir. Bu zayıflık konuşma seslerinin doğru üretimini zorlaştıran bir durumdur. Eğer bir çocuk isteklerini konuşarak aktarabiliyorsa ve konuşması anlaşılmıyorsa, bunun yanında konuşma organlarında (konuşmanın anlaşılırlığını etkileyecek düzeyde) herhangi bir zayıflık görülüyorsa (salyası akıyorsa, ağzındaki lokmayı soldan-sağa/sağdan-sola alamıyorsa, lokmayı ağzına alır almaz yutuyorsa; yaptığınız oral motor değerlendirmede herhangi bir sorun varsa) oral motor egzersizler yapılmalıdır. Gecikmiş konuşma sorunu olan çocuklar, konuşmayı sağlayan kasları kullanamadıkları için değil, dil gelişimini sağlayamadıkları için konuşamazlar. Dolayısıyla oral-motor egzersizler konuşmayı sağlamadığı gibi zaman kaybedilmesine de sebep olur. 

Örneğin Gecikmiş Konuşma sorunu olan çocuğun “Kitap” diyememesi, /i/,/a/,/k/ ve /t/ de dil; /p/ seslerinde dudak kaslarındaki sorunu nedeniyle değil, “kitap” demeyi bilmediği içindir. Gecikmiş Konuşma sorunu olan çocuklara “kitap” vb dedirtmek (yapılandırılmış ya da doğal yollarla) model olunarak sağlanmalıdır. Seçeceğiniz herhangi bir yöntemde (Alıştırma, Modelleme, Doğal dil yöntemleri) hedef sözcüğün doğru üretimini biz yapacağız ve bunu Gecikmiş Konuşma sorunu olan çocuğa mutlaka göstereceğiz.

Konuşma Sesi Bozukluklarında Uygulanan Terapiler:

Kaynakça

Dilkom. Dil Bozukluğu ve Konuşma Bozukluğu Aynı Mıdır? https://dilkom.anadolu.edu.tr/sayfa/dil-bozuklu%C4%9Fu-ve-konu%C5%9Fma-bozuklu%C4%9Fu-ayn%C4%B1-m%C4%B1d%C4%B1r Eskişehir

Kayıran SM, Şahin SA, Cure S. (2012) Pediatri Perspektifinden Çocuklarda Konuşma ve Dil Gecikmesine Yaklaşım. Marmara Medical Journal 2012;25:1-4

Keklik S. (2009) On Bir Yaşına Kadar Çocukta Dil Edinimi. Yayımlanmamış Doktora tezi. İstanbul

Korkmaz B (2010) Dil ve Beyin; Çocuklarda Dil ve Konuşma Bozuklukları İstanbul;Yüce

Torun Ş. (2018), BEYİN VE DİL İşlevsel Nöroanatomi. Ankara, Detay Yayıncılık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir